Simon Critchley – Bellek Tiyatrosu


Giulio Camillo –L’ Idea del Teatro

“Tarihin dört bir yanına yapay bellek makineleri saçılmış durumdadır.”

“Bellek tiyatrosu evrenin ilahi makrokozmosunun mikrokozmosuydu.”

“Bir kasaba veya şehrin mekanı bir bellek tiyatrosu olarak görülemez miydi? Tıpkı Bloom’da olduğu gibi, bir şehirde yürür veya dolaşırken geçmişin tamamı mekanlar aracılığıyla mezarlarından kalkan hayaletler gibi sessizce insanın kulağına bir şeyler fısıldar. Dev bir soru işareti gibi. Ve bu öykü üstü kapalı olarak gelecekle de ilgili bir öykü olur çıkar. Şehir bellek izlerinin oluşturduğu mekansal bir ağdır ama aynı zamanda dev bir öngörü makinesidir.”

“Bütün yerküreye, organik veya inorganik, geçmişe veya geleceğe ait hayata dair bir bellek izleri kümesi olarak bakılamaz mı? Gece gökyüzüne baktığımızda tek gördüğümüz geçmiştir; ne kadar ileri baksak o kadar gerileri görürüz. Geleceği görmek için içe dönmemiz lazım.”

“Hegel’in bellek tiyatrosu sadece geçmişin bir haritası değil, geleceğin bir planı, öngörüde bulunmaya yönelik bir bellek tiyatrosuydu belki. Herkes kendi bellek tiyatrosu olabilirdi. Herkes kendisinin bellek tiyatrosuydu.”

“Adadaki mağarasında yamyam korkusundan kafayı yemiş Crusoe gibi, sahnenin ortasına oturup yapma krallığımı, kendi alemimi, kendi büzüşmüş real‘imi inceliyordum. Orada saatlerce oturup tek tek bütün loci‘lerin üzerinden geçiyor, her şeyi berrak olarak hatırlayana kadar çeşitli heykellerin anlamlarını ezberden söylüyordum. Zaman mekanlaşmıştı. Tarih coğrafyaydı. Her şey bir haritaydı, bir şeyin haritasını çıkaracaktım. Devasa, canlı, kişisel bir ansiklopedi ya da canlı bir zeka sistemi kuracak, bu da bana, hatırlama teknikleri sayesinde, bütünün bir hülasasını verecekti. Bellek kaybımın üstesinden işte böyle gelecektim. Tam bir hatırlama. Ve ışıklar sönecek.”

1 Comment

Yorum bırakın