Jacques Rancière – Cahil Hoca: Zihinsel Özgürleşme Üstüne Beş Ders

… Demek ki başarmak için tek gereken istemekti. Demek ki her insan başkalarının yaptığı ve anladığı her şeyi anlamaya potansiyel olarak kadirdi.

Felix ve Victor Ratier, “Enseignement universal. Emancipation intellectuelle”, Journal de philosophie panecastique, 1838, s.155.


“rastlantıya açılan yolun nereye götürdüğü”

“çaresizlikten doğmuş ampirizmin sonuçları”

“rastlantı ürünü deneyin zihinde yol açtığı devrim”

“akılların üst üste katlanması, katmerlenmesi”

“mesafe sanatı”

Hocanın sırrı öğretilen konu ile öğrenecek özne arasındaki mesafeyi bilebilmesidir. Açıklayan kişi, mesafeyi ortaya koyan ve ortadan kaldırandır, mesafeyi kendi sözü içinde ortaya serip eritendir.

“paradoksal bir hiyerarşi”

“kapasitesizlik”

Anlayamayanın açıklayana değil, açıklayanın anlayamayana ihtiyacı vardır; anlayamayanı bu vasfıyla kuran, var eden o açıklayandır.

Anlamak tercüme etmekten başka bir şey değildir, yani bir metnin -asla mantığını değil- eşdeğerlisini sunmaktan.

Kabul edilmiş zihinsel değerler düzenini tersine çevirmek gerekmez mi?

Eşitlik (çocuğun, bilginin, devrimcinin deneyimi) yöntemi her şeyden önce bir irade yöntemiydi. İstedik mi, kendi arzumuzun gerilimiyle veya durum icabı, açıklayan bir hoca olmaksızın, kendi başımıza öğrenebilirdik.

Öğrencilerini ancak kendi başlarına içinden çıkabilecekleri çembere kapatan, verdiği buyrukla hoca, yani efendi (maître)*[1] olmuş; kendi zekasını oyun dışında bırakarak, öğrencilerin zekasının kitabın zekasıyla boğuşmasına izin vermişti.

“eşitlikçi zihinsel bağ”

Bir zekanın başka bir zekaya tabi kılındığı yerde aptallaşma vardır.

… kendisinden başka bir şeye itaat etmeyen bir zekanın gerçekleştirdiği edime özgürleşme denir.

Öğrenciyi özgürleştirirsek, yani onu kendi zekasını kullanmaya zorlarsak, hoca bilmediğini öğretebilir. Bir zekayı, ancak içinden çıkmayı kendi kendine zorunlu gördüğü takdirde çıkabileceği, keyfi bir çembere kapatandır hoca dediğimiz. Cahili özgürleştirmek için insanın kendisinin özgürleşmiş olması, yani insan zihninin gerçek gücünün bilincinde olması gerekli ve yeterlidir.

“özgürleşme döngüsü”

“uyuklayan zeka”

“zihinsel devrim”

Zihinsel “kapasite hiyerarşisi” yoktur.

Özgürleştirmeksizin eğiten aptallaştırır.

“bilginin bekleme odası”

“rutinin katılaştırdığı veya yöntemsizliğin yanlış yollara sürüklediği beyinler”

Kalipso (Yunanca) gizli veya saklanmış olan.

doğa eşitliğinin bilincine varmaya ve bilgi ülkesine doğru her türlü serüvenin önünü açmaya özgürleşme denir.

“bir zekayı kendisine ifşa etmek”

Sokratesçilik aptallaştırmanın kusursuzlaştırılmış bir biçimidir. Her bilgin hoca gibi Sokrates de öğretmek için soru sorar. Oysa bir insanı özgürleştirmek isteyen kişinin ona bilginler gibi değil herhangi bir insan gibi soru sorması gerekir, yani öğretmek değil öğrenmek için. Böyle bir şeyi de ancak öğrenciden fazla bilmeyen, ondan önce o yolculuğa çıkmamış olan, cahil hoca yapabilir.

Bilmediğimizi öğretmek, bilmediğimiz her şey hakkında sorular sormak demektir, o kadar. Bu tür sorular sormak için de ilme ihtiyaç yoktur. Cahil her şeyi sorabilir; işaretler ülkesindeki yolcu için, zekasını özerk olarak kullanmaya zorlayan hakiki sorular da sadece onun sorularıdır.

Başkasını özgürleştirebilmek için önce insanın kendisinin özgürleşmesi gerekiyor.

“kitap: maddeye dönüşmüş düşünce”

Özgürleşmiş birinin asıl kadir olduğu şey özgürleştirici olmaktır: Bilginin anahtarını vermek değil, bir zekanın kendini başka her zekaya ve her zekayı da kendine eşit gördüğü zaman ne yapabileceğinin bilincini kazandırmaktır.


[1] Fr. maître sözcüğü “hoca/öğretmen”, “usta/üstat” anlamlarının yanı sıra “efendi” anlamını taşır.


devam edecek

Yorum bırakın