* Rhizome is a philosophical term used to describe the relations and connectivity of things. The authors Deleuze and Guattari, have assigned this term “rhizome” referring to a relation like that of roots. They spread underground with no direction, no beginning, and no end. They are dispersed. It is opposed to the idea of a tree which has a starting point, and from there branches out in a predictable path.
1. Bir kent parçasını (Mecidiyeköy) ‘yürüyen’ beden çevresinde söküme uğratmak 2. Yürüme eylemiyle alanın bilgisini kurma ve mevcut kent parçalarındaki potansiyelleri açığa çıkarma 3. Açılımlar: Yürüyen bedenin etrafını kuşatan kent parçaları
“ Öykü, aşağıda, yerde, adımlarla başlar. Çok sayıdadır adımlar ama bu sayılar birbirini takip etmez. Adımları saymak mümkün değildir çünkü her biri niteldir nicel değil: Dokunmayla edinilen kavrayış tarzı ve kinetik bir onamadan ibarettir. Bu adımlar bir araya gelip kımıldandıklarında, sayılamayacak kadar çok tekillik kaynaşır içlerinde. Adımların oyunları uzamları biçimlendirir. Adımlar, mekanlar arasında mekik dokur, dokular oluştururlar. İşte bu nedenle “varlığıyla gerçekten kenti oluşturan” ama “fiziksel bir toplanma yerinden yoksun” “şu gerçek sistemlerden birini” oluşturur yayalara özgü devinimler. Bu hareketler belli bir yere konumlandırılamazlar: Uzamı oluşturan, uzamlaşan onlardır.”
Michel de Certeau, Gündelik Hayatın Keşfi
Sevgili Özlem (Delikanlı) ile az zamanlara sığdırdığımız fakat pek heyecanlandığımız, geliştirilmek üzere rafa kaldırılmış projemiz SOBE: Saklı Kenti Bul!
fenomenal gerçeklik – duyular aracılığıyla deneyimlenen dünya
numenal gerçeklik – duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya
imkansız fenomen, simgesel-olarak-kurulmuş gerçekliğimizden dışlanan fenomen. Libidinal bir boşluk: Fenomenlerin ardında ya da altında “hakiki gerçeklik” yoktur, numenler “fazla güçlü”, fazla yoğun/ yeğin [intens(iv)e] olan fenomenal şeylerdir, çünkü algı aygıtımız kurulu gerçekliğe ayarlı durumdadır.
Mimari Paralaks, Slavoj Žižek
numenal imkansız-gerçeğin deneyimi
self-awareness– kendi sonsuzluğumuzun anlamı
zihnin uzantıları – bedenin uzantıları
prosthetic sense– prosthetic body
algı bozan hiper-mekanlar?
heyecanlı bir ara not: birtakım gerçeklik karmaşaları veya algı oyunları/ dokunsal sesin ürettiği hayali mekanlara dair dinleyiniz,
bir adım ötesi için zor bir soru:“Eğer yabancılaşmış-metalaşmış bir toplum içinde yaşıyorsak mimari ne yapmalıdır?”
Ulus Baker’in Kant felsefesine dair vurgusuna benzer bir son olsun: Birtakım fikirlerin; mekansal ve zamansal koordinatlar kazanabilmesi, ifadeli olabilmeleri dileğiyle…
bi’güncelleme: Temsil üzerinden ‘katlama’ yöntemiyle araştırılan tasarım sürecine dair çalışmamız için buraya bi’bakabilirsiniz!
yepyeni bi’ güncelleme daha: Ulusal Lisansüstü Mekânsal Çalışmalar Sempozyumu kapsamında ‘Mekan ve Temsil’ başlığı altında ‘Mekanın Temsil Üzerinden Katlama Yöntemiyle Keşfi: Feriköy Pazar Alanı Örneği’ isimli bildirimiz yayında! İzlemek için buraya da bi’bakabilirsiniz.
Genel anlamıyla transkripsiyon, “Veriyi, bir ortamdan bir başkasına aktarırken yeni ortamın gerektirebileceği biçime çevirmek” anlamına gelir. Müzikte transkripsiyon ise bir parçanın orijinal olarak yazılmış olduğu enstrümandan farklı bir enstrüman için değiştirilmesidir.
Bernard Tschumi’nin Manhattan Transkriptleri (1976-1981), mimarlığı mekan – olay – hareket başlıklarında inceleyerek mimarlığın yalnızca mekan ve biçim hakkında değil; aynı zamanda olay, eylem ve mekanda ne olduğu üzerine olduğunu söyler.Manhattan Transkriptleri, gerçeklerle hayal arasında asılı kalan bir mimari çizim koleksiyonudur.
Duyumsal İstanbul Transkriptleri ile mekanı yeniden kurmada mekan – hareket – algı başlıklarıyla incelemeler yapmak amaçlanıyor. Mekan deneyiminde duyusal filtre ve bellek katmanının etkilerini de tariflemeye çalışmak isteniyor.
Henüz tamamlanmamış olsa da, bellek katmanına dair bir öneri olabilir: Çizim serilerine kokunun(?) hatırlattıklarına dair bir anlatı ilavesi ?
Mısır Çarşısı’nı yeniden çizmek:
belleksel katmana dair: Duyumsamalarla İsim Şehir oyununun bir katılımcısı Engin Grantepe’nin (Karanlıkta Diyalog rehberi, TEDx Konuşması için) anlattıklarından hareketle:
“Bu koku, mistik atmosfer beni çocukluğuma geri götürüyor. Buraya ne zaman gelsem, mekanın kubbelerini hayal edip hala kubbelerdeki güvercin yuvalarını görebiliyorum. 1983-85 yıllarında Eminönü-Beyazıt arasında yürüyüs yapardım. Eski kasetler, ‘Ses’ ile ‘Hayat’ dergilerinden satın alırdım, burası bana o günleri hatırlatıyor… “
Yerebatan Sarnıcı:
belleksel katmana dair:“Aydınlıktan karanlığa, karanlıktan yeniden aydınlığa giden bir deneyim… Karanlığın içinden hafifçe gelen suyun sesi ve sarnıcın içinde gezen insanların uğultusu eşliğinde sanki kayboluyorum, kendimi geçmişte buluyorum. Gyllius* gibi sarnıcı sandalla geziyorum. Suyun şekillendirdiği sütunlar henüz pürüzsüz. Suyun sesiyle balıkları seyrederken gözden kayboluyorum.
Mecidiyeköy Viyadük:
Emirgan Korusu:
Cevahir Avm:
noktasal katman – koku, iç içe geçmiş çemberler – ses, mekandaki hareketi temsil eden plan ve kesit düzlemindeki diyagramlar eşliğinde
sesi fotoğraflamak üzerine bir makale: A Visual Imprint of Moving Air: Methods, Models, and Media in Architectural Sound Photography, ca. 1930
AURA-İstanbul kapsamında Bahar 2019 döneminde yaptığım araştırmayı (İstanbul Üzerine Duyusal Bir Deney: Sinestezik Deneyimlerle Çoklu Mekan Tarifleri) buradan inceleyebilirsiniz.
Bu bir ölçülemeyen(ler)in, ele avuca sığamayan(lar)ın tarifine dair denemeler için; duyusal deneyimler yoluyla mekanı keşfetmek üzerine duyumsamaların ‘isim-şehir’ ine bir davet veya açık çağrıdır! Oyuna katılmak isteyen(ler)in iletişime geçmesi rica olunur.
Bir mekanı sesle çizmek, kokuyla görmek nasıldır? Senin İstanbul’unun tadı nasıldır? gibi sorular etrafında,
Belli bir rotada işlenmiş belli mekanlar listesi olduğu görünse de, oyun rota üzerinde farklı bir deneyimin eklemlenebilmesine de açık. Duyumsamalarla isim-şehir’in tek kuralı deneyimlenmiş mekanlarda geçmesi. [Elde edilecek veriler ‘kişisel ve muğlak mekanlar bulutsusu’na kişilerin belli bir gündeki belli mekandaki deneyiminin kaydını oluşturmak üzere eklenecek.]*
*henüz kesinlik kazanmamış düşünce. İşlerliğine dair sonuç, araştırma sürecinin sonlarına doğru bir deneme olduğuna dair değiştirilebilir.
bir güncelleme: Konuyla ilgili olarak, antropolog ve yazar Ümit Hamlacıbaşı ile bir duyumsama mekanı olarak Kapalıçarşı ve gerçekleştirdiği “duyusal yürüyüş”lere dair 05 Aralık 2019 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanan radyo yayınını buradan dinleyebilirsiniz.
aranan cevapların işlenebileceği bulutsu kartezyen sisteme dair: Principal component analysis (PCA) – a technique used to emphasize variation and bring out strong patterns in a dataset.
bi’takım sorular:
Nasıl duyumsarız ve duyumsamalarımızı nasıl ‘bilgi’ye dönüştürürüz?
Duyumsamalar üzerinden ‘biçim’i yeniden kurmak mümkün müdür?
Duyularla mekanı çizmek / temsil etmek nasıldır?
Duyular arası çaprazlamalar* mekanı daha farklı bir temsil biçimiyle ifade ederken aynı mekana dair daha önce keşfetmediğimiz başka bilgiler sunar mı?
Öznel ve ölçülemeyen bir şey, nesnel bir zeminde sunulabilir mi?
Mekanlar duyumsal arayışlara ne kadar/ nasıl karşılık veriyor?
Beyin-Beden-Zihin Etkileşiminde “Nebulöz (bulutsu, olasılıksal) kartezyen Sistem” de benzer alanlara izdüşen mekanların ortak özellikleri ne(ler)dir? (aynı kişi, farklı mekanlar / farklı kişiler, aynı mekanlar deneyim farklılıkları)Mekansal deneyimin manipülasyonu (protez, duyumsamayı engelleyici araç(lar) ile) ile değişen veriler, verilerin sistemde değişen izdüşümleri?
Bedenin olanakları çerçevesinde duyumsamanın/temsilin özgürlüğü nasıl kurulur?
Bir beden nasıl organsızlaştırılır?
Zeminsiz/ hesaplanamaz/ ölçülemez/ muğlak mekan tarifleri nasıl olabilir?
İnsan, dış niteliklerin edilgin alıcısı değil, vücut bulmuş algılayan öznedir. Dolayısıyla duyusal nitelikler dünyayla ilişkimizde kurulur. “Duyum belli bir birlikte-varoluştur (coexistence).” ²
“vücutta algılanan dünya”
Ponty, duyumları öznenin halleri veya var olma tarzları olarak görür. Algılayan özneyi duyumların yeri olarak ifade eder ve ‘Birlikte var olduğumuz dünya bile vücudun kumaşından yapılmıştır.’ sözüyle mekanın kavranışında özneyi merkeze alan yaklaşımı vurgular. Bedenin çevresindeki şeyler, öznenin hareketine göre onun çevresinde ve onunla birlikte hareket eden bir çemberdir. Bedenin ‘en ufak hareketinde tüm algı dünyasının baştan aşağı yenilenmesi’ gibi mekan da bu algıya bağlı olarak bedenin çevresinde baştan aşağı yeniden kurulur. ³
Diyagram Kolajı: bir mekan+bir beden=çok mekan, bir mekan+çok beden=çok mekan Bin Yayla, Gilles Deleuze ve Felix Guattari
“Bir beden ne yapabilir?”
bedene “müdahale”
“Eğer bedene makineler üzerinden bakarsak (Samuel Butler’ın işaret ettiği gibi), bir bedenin ne yapabileceğini söylemenin kısıtlı olmayacağı aşikardır. Bir kürek kullanırsam çok daha iyi kazabilirim. Bir teleskoptan bakarsam daha öteyi görebilirim. Bu protezler bedenin kapasitesini genişletip çoğaltırlar. İhtiyaç duyduğumda onlar benim birer parçam ve onları kullanıyorsam, onları kullanma alışkanlığı geliştirmişsem, onlardan ayrı kaldığımda, sanki bir elimi ya da gözümü kaybetmiş gibi, yokluklarını fark eder ve kendimi engelli hissederim.” ⁴
bedende“özgürleşme”
Artaud’nun ‘organsız beden’i: “Bedenini organsız bir beden yapmış olduğunda tüm otomatik tepkilerinden kurtarmış ve gerçek özgürlüğüne kavuşturmuş olacaksın.” 1947
dünyayı ‘görme’yi baştan öğrenmek?
“How do you make yourself a body without organs?” “Why not walk on your head, sing with your sinuses, see through your skin, breathe with your belly?” “Let’s go further still, we haven’t found our BwO yet, we haven’t sufficiently dismantled our self.” “The BwO is opposed to that organization of the organs called the organism.” “It is where everything is played out.” ⁵
Deleuze ve Guattari’nin ‘beden’i açık-sonlu bir oluşum (rizomatik bir sistem), organsız beden Deleuze ve Guattari’ye göre organsız beden; idealleştirilmiş bir insanın oran ve özelliklerini yalıtarak soyutlayan ve mekan tasarımına aktaran eğilime karşıt biçimde, içinde ideal olmayanı da barındıran, yaşamın akışı içinde göçebeleşmiş, belirsiz, hesaplanamaz, kontrol edilemez dünyaya yolculuk yapan bir bireydir. Organsız beden, çokluğun kendisidir.
¹ Körler Ülkesi, Jess Walter
² Algıya Göre Düşünmek, Emre Şan
³ Melike Özkan, 2014, Yaşanan Mekan: Mimari Program ile Gündelik Yaşam Pratikleri Çakışmaları, İTÜ Yüksek Lisans Tezi
⁴ Mimarlar için Deleuze ve Guattari, Andrew Ballantyne
Astra Taylor, felsefecilerle Sokrates’in ünlü “Sorgulanmamış yaşam yaşanmaya değmez” sözü üzerinden gerçekleştirdiği söyleşilerden oluşan 2008 yapımı belgesel filmi “The Examinated Lİfe”ta Judith Butler ve Sunaura Taylor arasında geçen bir diyaloğa yer verir. Butler ile bedensel engellilik üzerine çalışan ve kendisi de bedensel engelli olan Sunaura Taylor, Sokrates’in sözünü ettiği yaşamın ister istemez merkezi referansı olan bedenlerini San Francisco’nun sokaklarında, çıktıkları yürüyüş boyunca onlara kendisini en çok hissettirdiği, düşündürttüğü durumlar, olaylar ekseninde sorgularlar. Beden bu söyleşi boyunca olanakları, bağımlılıkları, kuramda ve pratikte sergilediği direnç bakımından tartışılır. (“Bir beden ne yapabilir” sorusu üzerine, Özge Ejder )
“Algılamak edilgin bir tavır olmadığı gibi, dünyaya yönelik doğrudan bir temas kurma çabasıdır da. Benim algıladığım dünya bir başkasınınkinden farklı olabilir. Ama her halükarda dünya anlam yüklüdür ve ona yöneldiğimiz her anda, yönelimselliğimizi motive eden istek ve beklentiler doğrultusunda bir anlamı dışavurur. Bir ilişkisellik ve yönelimsellik olmadığı sürece bir anlamın ortaya çıkması beklenemez. Dünya ile benim aramda, algım aracılığıyla kurulmuş bir bütünsellik söz konusudur. Bu da elbette ki, bedensel-özneyi (embodied subject) gerekli kılmaktadır. ” (Yeni bir özne anlayışının imkanı olarak beden, Kaan Özkan)
Bahsi geçen metinler Felsefelogos Sayı: 51 Beden dergisinde yer almaktadır.
Aynı mekanın duyumsal türevleri alınarak farklı mekan çıktılarına ulaşmak için özneye/ öznenin deneyimlerine/ öznenin bedensel deneyimlerine mi odaklanmalı? Deleuze ve Guattari’ye göre organsız beden; idealleştirilmiş bir insanın oran ve özelliklerini yalıtarak soyutlayan ve mekan tasarımına aktaran eğilime karşıt biçimde, içinde ideal olmayanı da barındıran, yaşamın akışı içinde göçebeleşmiş, belirsiz, hesaplanamaz, kontrol edilemez dünyaya yolculuk yapan bir bireydir. Organsız beden, çokluğun kendisidir. Peki organsız bedenleşen mekan tarifleri nasıl olabilir?
Bir not: Koordinat sisteminde duyular arası çaprazlamalara imkan veren bu sistem, duyular arası hiyerarşiye dair sayı doğrusunda “sayıların küçükten büyüğe sıralanması” gibi bir kurala göre sıralanamadığından alternatif kurallar referans alınarak yeniden tariflenebilir.