Latife Tekin – Gece Dersleri

l.jpg

“Varlığımın gizlilik duygusuyla sarmalandığını, kendimi yabancıladığımı, baş döndürücü bir bulantıyla sarsıldığımı hatırlıyorum.”

“O daha bir çocuk lay lay la / Dünyayı aynadan seyrediyor / Ne bilsin sahici insanlar olduğumuzu / Hepimizi gölge zannediyor lay lay la “

” … ve yüzünden seken renklerin açtığı izlerden geçip kayboluyordu.”

” sinematografik ateş kırıklarının bulutları yakması”

” solunduğunda insanın mekan duygusunu yitirdiği”

“Biz tanımlarla yaşayan robotlarız.”

“Ne sarı bir hayal, ne soluk bir kağıt parçası. Bir fotoğraf harikası sanma bu tuhaf manzarayı.”

” yuvarlandığım boşluğu ellerimle yakalayarak”

“Yıldızların ışığını, ağaçların yapraklarını, dünyayı saran mavi boşluğu püskürteceğimi içimden, ilahi bir rüzgarın esişiyle kayaların oyuklarına denizleri dolduracağımı söyledin.”

“Kim bıraktı denizlerin sitemli durgunluğuna ayaklarımızın yüzünü…”

” … kar kuyularından dipsiz uçurumlara açılan düşsel mekanlarda yaşadı. Zamansız ve sonsuz bir kadının gurur yüklü uçarılığıyla.”

“Kendimden çok erkendim yolda bir sabah.”

Şimdi gözlerimi sürekli yummaktayım ve dünyanın kollarımla sarabileceğim kadar küçük karanlık bir boşluk olduğunu tekrarlayarak kendimi avutmaktayım. Annem soluğunu içine çekip kirpiklerime üfledi. Beyaz, ılık bir bulut parçası gibi dağılgınlaştım.”

“Niçin az ötede çimento çatlaklarına gül fidanı diken komşularına bir kezcik olsun bakmadın.”

” içindeki zaman boşaltılmış gibi duran”

” … kendi gözlerime görünmez oldum.”

“Çünkü sende umut her zaman var olandı ve sıcak bulutlardan damlayandı, su içinde şiirin…”

“Sözcüklerin mekan gibi kullanımı, cümlelerin hareketinden doğan hışırtı”

“Hüzün daha başka ne olabilir, parıltıların kalbimizi kendimizden utanmaya terk edip gidişinden”

“Düşlerin tuzlu kilidini elinde tutan insanların, en çok o düşlere ihtiyacı olan insanlar olmaması”

” illegalitenin masal yazıcısı”

“Yüzü çirkin olan insanları niçin seviyorum, biliyor musunuz? Sanki ellerimi uzatıp yüzleriyle oynamışım ve ben bozmuşum gibi geliyor. O incecik, kırılgan boynunu bulutlara uzatışın, sesindeki büyüklenme beni korkutuyor. Bana da sen bozmuşsun gibi geliyor. Yalnızca çirkin insanların yüzlerini değil üstelik. Annenin, arkadaşlarının, Mukoşka’nın ve tüm dünyanın yüzünü… Belki de onlara bağlılığın duyduğun suçluluktan kaynaklanıyor. ”

“Kirpiklerimi usulca sol yana bükünce denizi görüyorum.”

“Uzakta ikizkenar üçgen gibi donmuş duruyor tuzlu sular. Bana ilgisiz ve yabancı kalışlarıyla, bu şehri ilk gördüğüm geceki halden anlar rüyamı hatırlatıyorlar. Gözlerimin alabildiğince yüksek, dikine kurulmuş bir şehir… Parıltılarla, yanan kırık camlarla kaplı, sokakları gökyüzüne açılan, korkutucu, geçit vermeyen, bitmez bir duvar.”

“Sayın ruhlar! Bana öyle geliyor ki, varlığımın ilk ışıkları hiç ummadığım bir yerden üstüme fışkıracak!”

“Seslerinin uçları, ağaç bir karyolanın ayak ucunda duran, incecik bir bastonun gövdesine bağlıdır.”

“… , benim derdim zamanın dizleriyle. Onun ışık saçan sert ve yuvarlak kemiklerini kırmam şart.”

“Üstelik yüzlerimiz bir aynada çoğaltılmış gibi birbirine benziyordu. ”

“Doğayla aramdaki açı? Biliyordum ki onu ölçmem imkansızdı.”

“Ruhumun kurmaca bir mekanın içinde kıvrandığını, düşselliğin hızla gerçekliğin yerini aldığı, bir başka sonbahar sabahıydı.”

“giysilerinde hiç gitmediğimiz şehirlerin kokusu”

“… , sana prizmatik bir dünya armağan etmekten başkaca bir niyetim yok.”

” Apayrı köşelerden yansıyan ışıkların olacak, yanılgı dolu kırılmaların, zıt yönlü okların…”

“Bana duygu ve düşüncelerin nasıl giyinip kuşandıklarını, bıçaklarını nerelerinde sakladıklarını, en çok ne zaman saldırıya geçtiklerini binlerce kez anlattı. Bıkıp usanmadan. Dinlediğim en güzel destandı.”

” teninin kıvrımlarına tarihin sindiği”

“Doğada var olmayan bir şeydim sanki. Hızla akıp gideceğimi ve kendimi bir daha göremeyeceğimi sandım. Tanrım, bir tutam hayat koparmak için kendime, sarı yapraklarla örtülmüş o yolu geçtikten sonra ne yana sapmalıydım?”

“Seveceğin kar çiçeği gibi pırıl pırıl yoksul insanlara uçuvermişsin, kalbinin içini bir çırpıda onlarla döşemişsin, olup bitmiş.”

“Bu incecik bedenin gözlerimi üzüyor.”

“Mukoşka, şimdi ne bekliyorum biliyor musun? Sakalı ışık yivli, yepyeni bir masal dedesi.”

“Çünkü biz en mükemmel açmazıyız dünyanın”

“felsefi binalar”

“ışıktan resimler”

“Gizliliği eline verirlerse ne yaparsın?”

“Kendini hiç göremiyormuş insan ama başında kuşların uçtuğunu sanıyormuş.”

“Sana hiç kimse gözlerinle gördüğünden daha güzel bir dünya veremezmiş ve deniz kenarında yürümek o karanlık tünelde tütsülenmekten daha güzelmiş.”

“insanların masal gibi uçuşan düşleri”

“kapısı olmayan bir ev”

“duygularını onların dilinin kalıplarına döktüğünü”

“Sonunda bir yalanı bileklerine dolayarak ellerini bağlamayı başardım.”

“Ağır ağır esen ve sonra ansızın şiddetlenen rüzgarın bir rengi varsa, o renk nasıl bir renkse işte, ikimizin de yüzü öyle bir renge boyandı.”

“Galiba ben, kalemin kağıt üzerindeki sessiz kıpırtısına muhtacım.”

Yorum bırakın