sinbio-topia / part III

“Belki Constant’ın New Babylon’u dönüp bir daha okunmalı.”

Constant’ın “Yeni Babil” tasarısında öngörülen geleceğin kenti, sürekli değişen davranışlara uyabilme fikirine dayanır. Doğrudan ilişki ve etkileşimi arttırmak hedeflenir. Sürekli uzamsal bir konstrüksiyon olarak tasarlanan geleceğin kenti, kolonlar üzerinde havaya kaldırılmış sürekli yapılaşmadan oluşur. Burası çok katmanlı strüktürlerden oluşan bir şebekedir. Yapılaşmanın havaya kaldırılmasıyla, serbest bırakılan mekan ve zaman kavramlarında farklı algılamalar yaratılabilir hale gelir. Bu farklı algılamaları ise, insanın hayalgücü ve yaratıcı gücü sağlayacaktır. Bu yüzden, sektör içinde işlevsel bölünmeler ve tasarlanmış farklılıklar anlamsızdır. Bu kent, daha ziyade standart ve hareketli elemanlarla, sürekli değiştirilebilen, küçük ve büyük mekanlardan oluşur. Kentin sınırsızlığı, her geçen gün yeni durumların ortaya çıkmasıyla, yeni mekanlar üretebilme özgürlüğünü ifade eder. Yeryüzüne dokunmadan tüm dünya yüzeyini saracak kent, doğal peyzaja hiçbir şekilde zarar vermez. Serbest kalan zemin ise, trafiğin akışına bırakılmıştır. Trafik yoğunluğundan arınan kentte insan, hareket özgürlüğünü yeniden kazanır. Burada yerleşik düzen yoktur; göçebe bir hayat öngörülmüştür. Bu göçmenlik, farklı rastlantılara olanak sağlayıp; kültürel etkileşimi güçlendirecektir. Kentte dair önerilerinde, rastlantılarla sağlanan kültürel etkileşim sayesinde sosyal bir kent ortamı ortaya çıkacağı idda edilir. Böylelikle insanlar, boş zamanlarını değerlendirmek için hobiler edinmek ya da klüplere gitmek yerine, toplu etkinliklere katılırlar. Yeni Babil önerisinde, mekan çeşitliliği oyununun dışında, durumlar yaratacak tekniklerin incelikli tarifleri yapılmaz. Tüm dünyayı saran bir labirentin raslantılara izin veren heyecan verici yapısı ve kolektif etkinliğin gücünden bahsedilir.


Artık geleneksel yerleşim alanlarında olduğu gibi çekirdeklerden oluşmak yerine, katedilen bireysel ve ortak mesafelere ve sapmalara göre organize olan yeni bir yapının temel özelliklerini çıkarsayabiliriz: birbirine bağlı olan, böylece gelişebilen ve her yöne doğru uzayabilen zincirler oluşturan birimlerden oluşan bir ağ. Bu zincirlerde, hizmetler ve toplumsal yaşamın organizasyonuna ilişkin her şey bulunur. Ağın bağlantı noktalarında ise, tamamen otomatikleşmiş –ve insansızlaşmış– üretim birimleri. (…)

“ Yeni Babil hiçbir yerde bitmez (dünya yuvarlak olduğundan); sınır tanımaz (artık milli ekonomiler var olmadığından); ya da topluluklar (insanlık akışmakta olduğundan). Her yer herkese açıktır. Bütün dünya sahiplerinin evi haline gelir. Yaşam, her an farklı görünecek kadar hızla değişen dünya üzerinde bitimsiz bir yolculuktur.”
Constant Nieuwenhuys (1970)

“İmkansız gibi görünen alternatif dünyalar, çok ciddi mimarlık projeleri üreten bir nesli etkilemeyi başarmışlardır.”
Peter Lang (2005)

Kentsel Gelişme Olgusu Bağlamında Gelecek Öngörüleri: Siberşehirler, G. Yeliz Kahya, Yüksek Lisans Tezi, İTÜ, 2007

Yeni Babilli, yaratıcı etkinliğinin herhangi bir ânında diğerleriyle doğrudan temas halindedir. Eylemlerinin her biri umumidir, her biri aynı zamanda başkalarına da ait olan bir ortamda gerçekleşmekte ve anlık tepkilere sebep olmaktadır. Yani bu eylem artık bireysel karakterini yitirmiştir. Ayrıca her tepki, başka tepkileri uyandırabilmektedir. Bu nedenle burada müdahaleler, ancak kritik noktaya ulaşan bir durum “patladığında” ve başka bir duruma dönüştüğünde sonlanan zincirleme tepkiler oluşturur. Bu süreç bir kişi tarafından kontrol edilemez; zaten onu kimin başlattığını ve daha sonra kimlerin ona karışacağını bilmek mühim de değildir. Burada kritik an (doruk noktası), gerçek bir kolektif yaratıdır. Yeni Babil dünyasının ölçü birimi, mekân-zaman çerçevesi; her ânın son ânı izlediği bir ritimdir.

Hiçbir düzenin tanınmadığı Yeni Babil’de toplumsal yaşama şekil veren, sürekli değişen durumların dinamiğidir.

Koskoca mesafeleri katettiğinde bile homo faber, sabit bir ikametgâha dönme yükümlülükleriyle sınırlandırılmış bir sosyal mekânda hareket etmektedir. O, “toprağa bağlıdır”. Sosyal ilişkileri, (evini, iş yerini, ailesinin ve arkadaşlarının evlerini de kapsayan) sosyal mekânını tanımlar. Yeni Babilli bu zoraki bağlardan kurtulmuştur. Onun sosyal mekânı sınırsızdır. Artık “köklü” olmadığı için, özgürce dolaşabilir: çok daha özgürce, çünkü içinden geçtiği mekân sınırsızca mekân ve atmosfer değiştirmekte, sürekli yenilenmektedir. Ürettiği hareketlilik ve yönsüzlük, insanlar arası teması kolaylaştırmaktadır. Burada bağlar hiç zorluk çekilmeden kurulur ve bozulur, sosyal ilişkiler kusursuz bir açıklık kazanır.

(…) Yeni Babil kültürünün özü, çevreyi oluşturan unsurlarla oyun oynamaktır. Bu unsurların tümünün teknik kontrolü sayesinde mümkün olan bu oyun, çevrenin bilinçli yaratımıdır. (…)

Tamamı için buraya bakınız.

Yorum bırakın