Mekanından ve zamanından ‘denizaşırı’ düşünceler

Ambrosius Holbein, “Utopiae Insulae Tabula”: Ütopya Haritası. Thomas More, Utopia (Basel, 1518) içinde.

Ait olduğu zamanı yalnızca eleştirmek yerine örnek alındığı takdirde hataların düzeltilebileceğine dair ipuçlarını, tesadüfen keşfedilen Ütopya adası üzerinden anlatan Thomas More; her şeyin bol olduğu, herkesin aynı kıyafetlerle ‘bir’ göründüğü, aynılaşmanın buradaki yaşamın programlanmasında da belirginleştiği, para kullanılmayan, özel mülkiyetin olmadığı, doğanın ilkelerini yasa kabul eden, farklı inançların özgürce bir arada barınabildiği aynı zamanda yeryüzünde adaletin simgesi olduğuna inandığı ‘mümkün başka bir dünya’ nın yeryüzünün zihinsel coğrafyasında yerini, onu diğerlerinden farklı kılan niteliklerini tarifler. Ütopya adası, orada bizzat yaşamış olan denizci Raphael Hythlodaeus tarafından anlatılır. İlk kitapta bu ada çevresindekilerle birlikte ele alınır, üzerinden çeşitli karşılaştırmalar yapılır, olası senaryolardan bahsedilir ve Peter Giles ile Thomas More tarafından Ütopya’nın bildikleri dünyanın düzenlemesinden daha iyi olduğu düşüncesi pek ikna edici bulunmaz. İkinci kitapta adanın toplumsal düzenine, sosyal, ekonomik yapısına dair daha detaylı bilgiler verilir. Bu durum, Raphael’ in anlatımı bitene dek adeta bir rüyada olma hissi verir. Bu anlatılanların hepsini kabul etmenin mümkün olmadığını belirten More, Ütopya’ nın kendi toplumlarında da yansımalarını görebilmeyi umut etmekten çok dilediğini, beklediğini ekler. Bu noktada ütopyacı düşüncenin inandırıcılığının nasıl arttırılabileceği, gerçekliğinin nasıl kurulabileceği sorusu akla gelir.

Başka bir dünyanın mümkünlüğüne dair arayışlarla ilişkili olabileceğine inanılan, ‘farklı’ düşüncelerin mekanlarından taşarak zihinsel ya da maddesel coğrafyalarda başka biçimlerde karşılıklar oluşturması durumu -ilk kitapta tartışılan tamamen farklı eğilimlere sahip düşünceleri paylaşmanın sağırlara masal anlatmaya benzetildiği  “Kralların meclisinde felsefenin yeri olmaz.”[1] – bu düşüncelerin kendisini sahnedeki oyuna nasıl uyarlayabileceğinin vurgulandığı noktada sorgulanır. Belki de fikirlerin mekansız ilan edilerek herkese ve her yere ait olabileceği inancı bir başlangıç noktası oluşturabilir?

[1] Thomas More, Ütopya, çev. Çiğdem Dürüşken, İstanbul, Alfa, 2014, s.100 (Orijinal Yayın:1516).

Yorum bırakın